12 Aralık 2010 Pazar

Türk Telekom Arena’dan bakınca

Bunca tozun dumanın, kırılan koltukların, kaybedilen puanların, yabancı oyunculara sırayla verilen veda plaketlerinin arasında, Türk Telekom Arena’yı ziyaret etme şansı buldum. Şu sıralar beni, Galatasaray ile ilgili sadece Aslantepe heyecanlandırıyor…

Tamamlanmamış, çamurlu, taşlı yollardan geçerken insanın kalbi biraz hevesli, biraz tedirgin, biraz umutlu ama en çok da heyecanlı atıyor. İçeri girdiğimizde kıpkırmızı koltuklar karşılıyor… Olduğum yerde şöyle bir dönüyorum, ağzımdan ilk dökülen kelimeler “vay canına” oluyor. Büyük, ihtişamlı, çok güzel, Türk Telekom Arena sadece başarı bekliyor diye geçiriyorum aklımdan. O anda işte içim burkuluyor, sanki bir el beni rüyadan çekip çıkarıyor. Takımın haleti ruhiyesi geliyor aklıma, neyse diyorum, şu anın tadını çıkaralım, kovuyorum düşünceleri.

Tüm katları büyük bir iştahla çıkıyorum, her köşeden bakıyorum. Sahaya yakın olmak, en tepeden bakmak; korner köşelerinde sahaya göz atmak; saha her açıdan çok güzel görünüyor. Kör nokta yok Türk Telekom Arena’da; her basamak sahanın ayrı bir açısını ve güzelliğini gösteriyor. Uzun sürmüyor düşüncelerin dönüşü, tek eksiği başarı diyorum; kazanılacak zaferler, son dakika kaçırılacak maçlar… Milan Baros’un hırsla topun peşinden koşuşu eksik, Harry Kewell’ın akıl dolu pasları, Sabri’nin ne kadar çıldırsakta, kötü bir şutun ardından geri geri mevkisine koşuşu eksik. Türk Telekom Arena’nın ruhu eksik, hikayeleri eksik, taraftarı eksik… Kusursuz bir Stanley Kubrick filmi gibi Türk Telekom Arena. İlk maçla birlikte, Galatasaray’a taze kan; yeni filme başrol oyuncusu; olmasını diliyorum. Sabırsızlıkla ve umutla açılış gününü bekliyorum.

Bir notum var: Ali Sami Yen’e ilk gittiğim günü dün gibi hatırlıyorum. Mecidiköy’ün telaşına alışkın değildim, çok karmaşıktı, herkes bir yerlere koşturuyordu, marşlar söyleniyordu. Yeni Açık’ın merdivenlerini çıkıp kendimi stada bakarken bulduğumda, Sami Yen’in yeşil çimleri beni büyülemişti. O gün Galatasaray kazanmıştı. Yıllar geçti; son derbide, Beşiktaş maçındaydım; Galatasaray kaybetmişti. Ama hiçbir şey değişmemişti yeşil çimler hala büyüleyiciydi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder