
Hayatta soğukkanlı olmak lazım... Durmak düşünmek, yerli yerinde tepkiler vermek gerekir... Ama taraftarlık, soğukkanlılıktan uzaktır; aksine sıcak, kızgın, el yakar taraftarlık. Hiçbirimiz takımlarımızı seçerken, boştan alıp doluya koymadık, matematik formülleri üzerinde çalışmadık, şu takımın istatistiği daha iyi, adı daha güzel söyleniyor demedik.
Bir baktık ki; sıcak bir ateş topu düşmüş içimize. Yeri gelir en sevdiğin futbolcuyu paralarsın, atkını fırlatırsın... Kapalının üstünden ayakkabı atıldığına şahit olursun. Taraftarlık, biraz dengesizliktir, biraz tutku, en çok da sahiplenme...
İki gündür gazeteleri okudukça, açılıştan çok tepkileri düşünüyorum. Galatasaray yönetiminin taraftarını hiçe saymasını anlamlandırmaya çalışıyorum, evet çok sürmüyor hemen çözüyorum hikayeyi. İç içe geçmiş çıkar ilişkileri...
Sonra, stadın yarısı kulüp üyesi, geri kalanı kombine sahibiyken, bunlar Galatasaraylı değil açıklamasına takılıyorum. Yönetimin davetlisi olan stadın yarısına denk gelen taraftarlar, kombine sahipleri Galatasaraylı değil mi?
Galatasaray yönetiminin göz ardı ettiği, taraftarlığın ilk kuralıdır; sahiplenmedir. O gün binlerce kişi Galatasaray’ı sahiplendi, biz varız dedi. Taraftardan iyi günde, kötü günde destek isteyen yönetim ise taraftarına sırt çevirdi, fişlemekle tehdit etti.
Şimdi tehditler, özürler, ithamlar havalarda uçuşuyor... Türk Telekom Arena mı? İçimizdeki ateş topu biraz sakinleşsin, ilerleyen günlerde ondan da bahsederiz.
Son söz: Galatasaray sevgimin birazı Ali Sami Yen’de kaldı. Eksildim...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder